Ana içeriğe atla

Yayınlar

ÖRTÜNMEK

Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz! (NUR SÛRESİ:31)
«...Ziynetlerini açmasınlar...» âyeti kadınların yabancı erkekler kar¬şısında fitneye sebebiyet vermemek için ziynetlerini açmalarının haram olduğunu gösterir. Kadınların iffetlerini korumaları ve avret yerlerini örtmeleri ve zina etmemeleri emredildikten sonra ek olarak onlara istisna edilenlerden b…
Son yayınlar

KUR'AN EDİLGEN DEĞİL ETKENDİR DEĞİŞMEDEN DEĞİŞTİRİR

Allah Teala Cibril (as) vasıtasıyla, Resulullah'a gönderdiği Kuran, hayata müdahildir. Şekillenmek veya teşekkül için değil, şekil vermek teşkil için gelmiştir. "Etkin tarih" içinde teşşekkül eden vahiy tasavvurunda, ilmi ilahinin muattal addedilmesi, insan bilgisinin ilmi ilahiden üstün kabul edilmesi vardır. Halbuki O'un ilmi her şeyi kuşatmıştır. Bugün için ne ifade ediyorsa yarında onu ifade eder. O daima ve kesintisiz etkindir. Her an bir etkinlikte bulunur.
Bu çerçevede cahiliye devri hukukuyla İslam hukukunun münasebetini yalnış okuyup, çarpık yorumlayanlara ise şunu söylemek gerekir: Allah Teala, belli aralıklarla fakat sürekli olarak yeryüzüne müdahale etmiştir. Bu müdahalelerde muhattaplar farklı olmakla birlikte, özde insanların ortak buluşma alanı ve hayati ihtiyaçları gözetilmiştir. Bundan dolayı bütün dinlerin genel adı İslam, bağlıları ise Müslümandır. İlahi, evrensel ve halidi olma özelliğine sahip bu müdahalenin son halkasında ise İslam Dini vardır.
Ta…

HALİFELİĞİN KAYIP HALKASI: ABDULLAH İBN ZÜBEYR

    GÜLSÜM AÇAN 

İslam Tarihi’nde Abdullah b. Zübeyr doğumundan vefatına kadar geçen sürede birçok önemli olayda aktif rol oynamıştır. Müslümanlar Medine’ye göç ettikleri zaman Yahudiler Müslümanlar’a büyü yaptıklarını ve artık çocukları olmayacağı şeklinde söylentileri yayınca Müslümanlar bu durumdan oldukça üzüntü duydular. Medine’de Hicretten sonra ilk Abdullah b. Zübeyr’in doğumu Müslümanlar açısından büyük bir mutluluk oluşturdu ve adı bizzat Rasulullah tarafından konuldu. Küçük yaşlarda babası Zübeyr b. Avvam ile birlikte Suriye’nin fethine ve 634 yılında Yermük Savaş’ına bizzat katıldı. Hz. Osman’ın evini kuşatan Mısırlılara karşı diğer sahabe çocukları gibi mücadele etmiş olsa da ne yazık ki halifenin şehit olmasına mani olamamışlardır. Hz. Ali’nin halife olmasıyla birlikte Abdullah b. Zübeyr halifenin Hz. Osman’ın katillerini tespit etmek hususunda yavaş davrandığını iddia ederek onun karşısında yer aldı. Bu durum sahabelerin önde gelenlerinin de Hz. Ali karşısında yer alaması…

Kötülüklerin başı, kötü huylu olmaktır

Sual: "İnsana dünyada ve ahirette zarar veren her şey, kötü ahlaktan meydana gelmektedir" buyrulmaktadır. Kötü huydan kurtulmak için ne yapmalıdır?

Cevap: İnsana dünyada ve ahirette zarar veren her şey, kötü ahlaktan meydana gelmektedir. Yani, zararların, kötülüklerin başı, kötü huylu olmaktır. Haramlardan [kötülüklerden] sakınmağa (Takva) denir. Takva, ibadetlerin en kıymetlisidir. Çünkü, bir şeyi tezyin etmek, süslemek için, önce pislikleri, kötülükleri yok etmek lâzımdır. Bunun için, günahlardan temizlenmedikçe, taatların, ibadetlerin faydası olmaz. Hiçbirine sevab verilmez. Kötülüklerin en kötüsü, (küfür)dür. Kâfirin [Allaha düşman olanın] hiçbir iyiliği, hayratı, hasenatı, ahirette faydalı olmaz. [Zulüm ile öldürülen kâfir, şehit olmaz. Cennete girmez.] İmanı olmayanın hiçbir iyiliğine sevab verilmez. Bütün iyiliklerin temeli takvadır. Her şeyden önce, takva sâhibi olmağa çalışmak lâzımdır. Herkese, takva sâhibi olmalarını emir ve nasihat etmelidir. Dünyada rahata, huzur…

BAKARA 179. AYET BELAGAT İNCELİKLERİ

Kısasta sizin için hayat vardır.”(Bakara, 2/179) Kısas, bir suç işleyenin aynı şekilde cezalandırılması, öldürme veya yaralamada suçlu olana aynı şeyin yapılmasıdır. Kısas, hayat hakkının ve canı korumanın gereğidir. Kısasın meşru oluşunda akıl sahibi olan insanlar için büyük bir hayat vardır. Kısasın meşruluğu, çok önemli bir yaşama sebebidir., “Kısasta sizin için hayat vardır.” Ayeti belagatın doruk noktasına ulaşmış, özlü bir ayettir. Zira buradaki inceliklerle ilgili olarak zeccac: 1): «öldüreceği kimsenin hayat bedelini, kendi hayatıyla ödeyeceğini bilen kimse, adam öldürmek¬ten vazgeçtiği gibi öldüreceği adamın ve kendisinin de hayatını kurtarır. Bu kurtarışın nedeni ise. «...Kısasta sizin için (umumi) bir hayat vardır. Ta ki (katilden) sakınasınız» âyetindeki kısas hükmüdür. Bu âyetten İlham alan bir Arap şairi, kısası mısralarında şöyle dile getiriyor: «Ebu Malik'e benden bir mektup ulaştırınız, hitap (kısas)'ta kavimler için hayat vardır.» Yani kısas yoluyla kavimler a…

Nübüvvet Bağlamında Deizm Eleştirisi

Deizmin batıda aydınlanma düşüncesi içerisinde ilahi kaynaklı teolojilere ayrıca kilisenin temsil ettiği dogmatik, değişmez inançlarına karşı bir tepki olarak 17. yüzyılda çıktığı söylenir. Kutsal bir metni, nübüvveti, peygamberi kesin olarak reddeden deizm ilk olarak Edward Herbert (ö.1648) tarafından savunulmuştur. Latince “tanrı” anlamında “deus” kelimesinden türetilen deizm, zamanla kendine özgü felsefi bir anlam kazanıp “doğal din” kavramıyla özdeşleşmiştir. Bütün deistlerin birleştiği iki temel anlayıştan biri âleme müdahale etmeyen bir ulûhiyyet anlayışı, diğeri akla ve bilime gösterilen büyük güvendir. Sadece akıl ile idrâk edilen Tanrı kabul eden peygamberi ve vahyi reddeden tabiî din fikrini benimseyen düşünce tarzı deizm, önce İtalya’da rönesans ile başlayıp daha sonra bütün Avrupa ve İngiltere’de hümanizm, reform, protestanlık, doğal din akımı ve yeni doğa felsefesiyle devam eden ve daha sonra aydınlanma ve modern bilimin kurulmasıyla zirveye ulaşan uzun fikri süreç içerisi…

OKUYALIM

Din işleri yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. Bünyamin ERUL'un çok önemli açıklamaları:
"Değerli kardeşlerim,
Son yıllarda sanal medyada Hz. Peygamber'e (asm) şu kadar salevat getirilmesi, şu kadar Yasin, Tebareke okunması hatta hatimler edilmesi şeklinde kampanyalar düzenlenmektedir.
 Iyi niyetle de olsa, bu tür gayretler, bizleri yanlış bir din anlayışına sürüklemektedir.
 Allah'a ve Rasulüne olan sevgimiz, Islam davasına sahip çıkmamız, bu tür gayretlerle değil,
Yüce Kitabımızın ahkamına ve Sevgili Peygamberinizin ahlakına sarılarak gerçekleşir.
 Allah'ın emir ve yasaklarına, Rasülünün sünnetlerine uyarak gerçekleşir.
Dava, dilde kalan dua ile değil, eyleme ve davranışlara dönüşen çabalarla kazanılır.
Sahabe ve Selef alimlerimiz, fetihleri ve zaferleri oturdukları yerden yüzlerce binlerce dua ve salevat ile değil, bizzat mallarını ve canlarını ortaya koyarak kazandılar.
 Sizi, bu hususta asılsız çağrılara değil, Allah ve Rasul'ünün hayat veren gerçek yoluna; Ki…