Ana içeriğe atla

Yayınlar

Aralık, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MİZAN

Kıyamet günü insanların amellerinin tartılması için mizan kurulacaktır. Tartıda kimin sevabı ağır gelirse o cennete girecek. Kimin günahı ağır gelirse o da cehenneme atılacaktır.


Kıyamet günü amellerinin tartılması için kurulacak teraziden ibaret olan mizan haktır, gerçektir. Ona ve vuku bulunacağına inanmak farzdır. Çünkü ahiret gününe inanmayan kimse kafirdir. Bu hususta şüpheye düşen kimsede küfürden uzak değildir.


Çünkü bu hususta Allah-u Teala'nın beyan buyurduğu kesinlik ifade eden ayeti kerimeler varid olmuştur. Ahiret ahvalinden biri olan mizanı inkar etmek, ve yahut onun hakkında şüpheye düşmek, onun varlığına ve vuku bulacağına kesinlikle delalet eden ayeti kerimeleri inkar etmiş ve yahut onlar hakkında şüpheye düşmüş olur.


(Herkesin dünyada yapıp ettiğini) tartmakta o gün haktır. Artık kim(ler)'in terazileri ağır basarsa işte onlar murada erenlerin ta kendileridir.

Kimin de tartıları hafif gelirse, bunlarda ayetlerimize zulmeder oldukları için, kendilerine çok ya…

HESAP GÜNÜ

Kıyamet günü mahşerde hesap vermek için toplanan her canlının dünyada işlediği en küçük iyi ve en küçük kötü ameli daha ortaya dökülecek ve amelinin hesabını verecektir. Bütün insanlar kıyamet günü tekrar dirildikten sonra hesaba çekileceklerdir

. Herkesin yaptığı ortaya dökülecektir. Allah'ın huzurundaki büyük mahkemede dünyada iken işlenenlerin hepsi ayan beyan olacak, hiçbir şey gizli kalmayacaktır. İnsan dünyada yaptığının zerre kadarını dahi orada görüp kendisinden hesabı sorulacaktır:


O Gün(kıyamet günü) insanlar amellerinin karşılığı kendilerine gösterilmek için (rütbelerinin icabı) fırka fırka (kabirlerinden) çıkacaktır. Zira kim zerre miktarı bir hayır işlerse, onun mükafatını görecek, kimde, zerre miktarı bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir. İnsanlar toplandıkları mahşer yerinde dünyada yaptıklarının hesabını vermek için uzun bir müddet bekleyecekler, melekler insanları yedi halka halinde kuşatacaklardır.


 Allah-u Teala buyurur ki:


Hayır,(bunların hiçbiri uy…

KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİ

Hadisi şeriflerde geçen bu alametlerden bir kısmışunlardır:
-Halktan emanet kalkması
-Nassın en alçaklarının yükseklik ve itibar bulması
-Cariyelerin, efendilerini doğurması
-Fitnelerin çok olması
-Kıtalin (savaşın) terk olunması, işlerin yürütülmesi için şiddet yoluna başvurulması.
-İlmin ortadan çekilip cehaletin çok olması
-Zinanın çoğalması
-Kadınların sayısının çok, erkeklerin sayısının az olması, hatta kırk kadar kadının bir erkeğe düşmesi.
-Zekatın verilmemesi
Kişinin, karısına itaat edip annesine isyan etmesi, ahbabına iyilik ve inkiyad edip babasına cefa etmesi.
-Camilerde ve mescitlerde seslerin çok yükselmesi. Nitekim zamanımızda imamların ve müezzinlerin, şeriata aykırı olarak tegganileri ve terbiye edilmemiş seslerini yükseltmeleri gibi.
-Edna kimselerin, meclislerde söz söylemesi.-Kişiye, şerrini def etmek için ikram olunması.
-İpekten elbiseler giymek. Sofra üzerinde ihtiyaçtan fazla yemek ve ekmek koymak.
-Oyun ve eğlence aletlerinin halk arasında yaygın olarak kullanılması

ÖLÜM NEDİR?

Ölüm, yok olmak demek değildir. Ölüm, ruhun bedenden ayrılmasıdır. Ölüm, insanın bir halden, başka bir hale dönmesidir. Bir evden, bir eve göç etmesi gibidir. Ömer bin Abdülaziz hazretleri buyurdu ki ''Sizler ancak ebediyet,sonsuzluk için yaratıldınız. Lakin bir evden, bir eve göç edersiniz.



Ölüm mü'mine hediyedir, nimettir. Günahı olanlara musibettir. İnsan ölümü istemez. Halbuki ölüm, fitneden hayırlıdır. İnsan yaşamayı sever. Halbuki ölüm, ona hayırlıdır. Salih olan mü'min, ölüm ile dünyanın eziyet ve yorgunluğundan kurtulur. Zalimlerin ölümü ile, memleketler ve kullar rahata kavuşur. Bir zalimin ölümünde, söylenen eski bir beyit şöyledir:




Ne kendi etti rahat, ne aleme verdi huzur,
Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur.


Mü'minin ruhunun bedenden ayrılması, esirin hapisten kurtulması gibidir. Mü'min öldükten sonra, bu dünyaya ger dönmek istemez. Yalnız şehitler dönmek isterler. Ölüm, her müslüman için hediyedir. Bir adamın dinini, ancak mezarı korur. Me…

KIYAMET GÜNÜ KİMSENİN KİMSEYE FAYDASI OLMAYACAKTIR

Kıyamet bütün dehşetiyle kopup her şey helak ve mahvolduktan sonra, kimsenin kimseye kesinlikle hiçbir faydası olmayacak,dokunmayacaktır. Herkes kendi ameliyle, yaptıklarıyla baş başa kalacaktır. Kişi anasını, babasını, bacısını, eşini, çocuğunu düşünmeyecektir. Sadece kendisini düşünecektir. Kişi ailesinden kaçacaktır. Aman benden hak istemesinler diyecektir.


Onlar da kendisinden kaçacaklardır tabi. Çünkü o günde herkes kendisiyle meşgul olacaktır. Bir işi bir derdi bir kederi, sıkıntısı olacaktır her insanın. O gün ne zor gündür. Kimse kimseye fayda sağlamayacaktır. Ancak amelin... Allah bu sahneyi bizlere şöyle aktarıyor:

''Fakat o kulakları sağır edercesine haykıracak olan ses (kıyametin ikinci safhası) geldiği zaman kişinin kaçacağı gün: Biraderinden, anasından, babasından, karısından, ve oğullarından. O gün bunlardan herkesin kendine yeter bir işi (derdi, belası) vardır. 


O gün yüzler vardır; parıl parıl parlayıcıdır. Gülücüdür, sevinicidir. O gün yüzler vardır! (bürümüşt…

ŞEHİTLİK

Allah yolunda canını feda eden, dinini, vatanını, bayrağını, namusunu müdafaa ederken ölen, haksız yere öldürülen Müslümanlara şehit denir. Müslüman diyorum çünkü Müslüman olmayanlar şehit olmaz.


Şehitlik, Allah katında Peygamberlikten sonra en yüksek mertebedir. Peygamberden sonra derecesi en yüksek olanlar şehitlerdir. Şehitler, Allah'u Teala'nın sevgili kullarıdır. Cennete, onlar için sonsuz nimetler hazırlanmıştır. İmanla ölen ve cennete giren bir kimse dünyaya tekrar gelmek istemez. Fakat şehitler böyle değildir. Onlar, tekrar dirilmek ve tekrar şehit olmayı arzu ederler. Bu arzular, şehitlik mertebesinin cennet nimetlerinden daha tatlı, daha zevkli olmasındandır. Şehitlerin, cennet nimetlerine kavuştukları vakit: (EY RABBİMİZ, BİZ SENİN YOLUNDA TEKRAR ŞEHİT OLMAK İÇİN DÜNYAYA DÖNDÜRÜLÜP ÖLDÜRÜLMEYİ İSTİYORUZ). diyerek, Allah'u Teala'ya yalvaracaklarını Peygamber Efendimiz (AS) haber vermektedir.


Şehitlerin, kul borçlarından başka bütün günahları af olunur. Kul …

O GÜN İLK DEFA KAN DAVASI GÖRÜLECEK KUL AMELİNDEN HESABA ÇEKİLECEK

Allah'ın kıyamet günü insanlar arasında kul hakkı olarak göreceği mahkeme kan davasıdır. Diğer hakların alınması için mahkeme bundan sonra olur. Resul-i Ekrem (sav) buyuruyor ki:


- (Kıyamet günü) insanlar arasında ilk bakılacak dava kan davasıdır.


Kıyamet günü maktul kendisini öldürenin yakasından yapışır, hakkının alınması için Cenab-ı Hakka niyazda bulunur. Hiçbir kimsenin hakkı kimsede kalmaz. Herkes hakkını alır. Kul hakkı Allah tarafından bağışlanmaz. Çünkü başkasının hakkını ondan affederse, diğerine yani hak sahibine zulmetmiş olur. Allah'u Teala asla zülm etmez. Çünkü o, ''.. ve ben kullara zulm eden değilim.'' buyurmuştur. Kıyamet günü amel bakımından insanların hesaba çekileceği çok mühim bir husus da namazdır. Namaz hakkındaki hesabını iyi veren kurtulacağını ve hesap vermeyenin perişan olacağını Ebu Hureyre'nin rivayet etmiş olduğu hadis-i şerifte Peygamber (sav) beyan buyurmaktadır:

-Kulun kıyamet günü amelinden ilk hesaba çekileceği şey namazd…

SIRAT KÖPRÜSÜNDEN GEÇİŞ ÇEŞİTLİ OLUR

Peygamberler dahil olmak üzere bütün insanlar sırat köprüsünden geçeceklerdir. Oradan geçmeyen hiçbir fert bulunmayacaktır. Herkesin sırat köprüsünden geçmesi ameline göre olacaktır.



Kimisi şimşek gibi, kimisi süratle esen rüzgar gibi, kimisi koşarak geçer. Kimisi yürüyerek kimi de sürünerek geçerler. Sırat köprüsünden şimşek gibi geçenler peygamberler olacaktır. Şiddetli esen rüzgar gibi şehitler, uçan kuşlar gibi veliler, süratlı koşan at gibi de zahid ve Salihler geçecektir. Dünya işlerini ahiret işlerine tercih etmeyenler koşarak, diğer mü'minler ise normal yürüyerek geçecekler. Günahkarlar emekleyerek, sürünerek geçerler. Yüzüstü sürünerek sırat köprüsünden geçmek isteyenler de kafirler ve münafıklar olacaklardır. Bütün insanların mutlaka geçecekleri sırat köprüsünden, cehenneme girmesi mukadder olan kimselerle ahirette imansız olarak göçen kafirlerden başkası geçmeye muvaffak olacaklar, her ne kadar geçme şekilleri birbirine benzemez ise de. Diğerleri cehenneme düşüp azap gö…

SIRAT KÖPRÜSÜ

Ahirette cehennemin üzerine kurulacak olan sırat köprüsünden herkesin muhakkak geçeceği husus Kuran-ı Kerim'de beyan olunmuştur.


''Kıldan ince ve kılıçtan keskindir.'' diye vasıf olunan bu köprüden geçip cehennem azabından kurtulanlar ancak ve ancak gerçek mü'minlerdir.



Kıyamet gününün dehşeti ve korkunç merhalelerinden ve Hz. Peygamber (SAV)'in şefaati hariç kimsenin kimseye hiçbir faydası dokunmayacağı yerlerden biride Sırat Köprüsü'dür.


Sırat Köprüsü: Cehennemin üzerine uzanmış kıldan ince ve kılıçtan keskin bir cisimdir. Onun uzunluğu, bin yıl yokuş, bin yıl iniş ve bin yılda düz olmak üzere üç bin yıllık mesafeli bir yoldur derler. Bir ucu hesap verme yerinde diğer bir ucu ise cennet kapısındandır.



Kıyametin ahvellerinden biri olan sırat köprüsü hakkında varid olan Allah'u Teala ve Tekaddes hazretlerinin şu ayeti celillerini bir düşün. Allah azze ve celle buyuruyor ki:


- Takva sahiplerini, elçiler gibi Rahman'ın huzuruna toplayacağımız gü…

ALLAH AŞKI

Allah'ı sevebilmek için, onun bu evrende ve ahirette kurduğu kurallara uymak gerekir. Yani onun emir ve yasaklarına, gönderdiği peygamberlere, meleklere, ahiret gününe, gönderdiği hak kitaplara, kaza ve kaderin ondan geldiğine inanmak gerekir.


Sadece bunları yaparak Allah aşkı tam olarak sağlanmaz. Ona şükür amaçlı olarak, namaz, oruç, zekat, hac gibi vazifeleri, bunun yanında  da güzel ahlak, sadaka vermek, yetime, öksüze sahip çıkmak vs. gerekir. Kısacası Allah'ın hoşnut olacağı her şeyi yapmak gerekir.


Ona dua ederek istekte bulunabilir ve bu isteğin hayırlı olmasını isteyebiliriz. Hayırlı olmayacak olsa bile ondan hayra çevirmesini isteyebiliriz.


Allah sevdiği kulunu yarı yolda asla bırakmaz. Kul Allah'a bir adım yaklaşırsa, Allah ona on adım yaklaşır. Kul Allah'tan bir adım uzaklaşırsa Allah'ta o kuldan on adım uzaklaşır. Allah'tan uzaklaşan şeytana yakınlaşır ve her türlü pis işe girer. Bu yüzden Allah'ın emir ve yasaklarına uymalı, ona şükretmeliyi…

İNSAN MAHŞERDE KENDİSİNE ON SORU SORULMAK İÇİN ON YERDE DURDURULUR

İnsan mahşerin dehşet ve şiddetinden kurtulursa bile aşağıda zikredeceğimiz, sırat, mizan, hesap, sual gibi birtakım şiddetli ve dehşet verici geçitler olduğundan dünyada iken güzel ameli ile Cenabı Hakkı kendisinden razı etmelidir. Aksi takdirde on yerde kendisine soru sorulmak için durdurulur, her birinde bir çeşit sual sorulur. Bunlarda sahih hadislerle sabittir.


Kendisine şu hususlarda soru sorulur:

- Beş vakit namaz ve zekattan,
- Heva ve hevesine uymaktan,
- Ana, baba hakkından,
- Evlat iyalinin hukukundan,
- Hizmetçilerin hakkından,
- Komşu ve akraba hakkından,
- Sıla-i rahimden ( akrabayı ziyaret etmek ),
- Müslüman kardeşine edilen buğuz ve düşmanlıktan,
- Emr-i bi'l maruf nehy-i ani'l münkerden,
- Gıybet, nemime ve bühtandan.

İşte insan dünyada, zikredilen bu hususlarda bir noksanlık yaparsa beyan edilen on yerde biner sene durdurularak sorguya çekilir. Bu duraklarda cehennem azabından başka bir çeşit azap görür. Bilhassa o esnalarda cehennem tabakaları görüleceğin…

CENNET NEDİR?

Cennet, akla gelen veya gelmeyen her türlü güzelliklerin toplandığı yerdir. Dünyadaki zevk ve lezzetlerin, cennettekilerin yanında hiç kıymeti yoktur. Cennette, oradakilerin istediği her türlü yiyecek ve içecek önlerine gelir.

 Koparmak, pişirmek gibi zahmetlere katlanmadan zahmet çekmeden dilediklerince yer ve içerler, çeşitli mücevherden yapılmış köşkler, her biri ayrı lezzette ırmaklar, leziz meyvelerle dolu ağaçlar, nefis bahçeler, harika manzaralar, kuşlar ve daha akla hayale gelmeyecek nice nimetlerden bol bol faydalanırlar. Huri ve gılman gibi cennet melekleri ile beraber olup, zevk ve lezzet içinde sonsuz olarak yaşarlar.


Bir kısım köşklerin içinde olanlar diledikleri yeri görür ve kendilerini istedikleri yere götürürler. İnsanlar, dünyada kaç yaşında vefat etmiş olursa olsunlar, cennette 33 yaşında olacaklardır. Hanımlar, kocaları ile ve İslam büyüklerini sevenlerde onlarla beraber olurlar. Cennete giren bir daha çıkarılamaz.


Cennetteki dereceler ve mükafatlar, herkesin il…

CENNET VE CEHENNEM

Ehl-i Sünnet, cennet ve cehennemin mahluk olduklarına inanır. Cennet ve cehennem bir yerdir ve makamdırlar. Birisini Allah-u Teala iman ve taat sahiplerine nimet ve karşılık olarak hazırlamış, diğerini de günahlara, asilere ve kafirlere azap, işkence ve ceza olarak yaratmıştır. Cennet ve cehennem, Allah-u Teala'nın onları yarattığından beri vardırlar. Bir daha yok olmazlar. Cennet yine o cennettir ki, Adem (as), Havva ve iblis onda idiler. Sonra oradan çıkarıldılar. Bunun hikayesi meşhurdur. Mu'tezile taifesi, cennetin ve cehennemin mahluk olduğunu (yarattığını) ve var olduğunu inkar ettiler.


Bu inkarları ve mü'min muvahhid ve muti bir kimse büyük bir günah işleyince muhakkak 70 sene cehennemde kalır diye hüküm verdikleri için cennete giremezler. Onlar cehennemde ebedi kalırlar. Allah-u Teala muteazile taifesini Kuran-ı Kerim'de yalanlayıp Ali İmran Suresi 133 ayeti kerimede :

''Gökler ve yer kadar geniş cennet Allah'tan korkanlar için hazırlanmıştır.'…

DİRİLİRKEN RUHLARIN BEDENLERİNE GİRMELERİ

İki sur arasındaki müddet geçtikten sonra mahlukatın tekrar dirilmesi için ikinci defa sura üfürülür. israfil'in ikinci defa sura üfürmesinden ruhlar, arıların kovandan çıkıp yayıldıkları gibi bulundukları yerden çıkıp yayılırlar ve yer ile gök arasında dururlar, orayı doldururlar.


Bunun üzerine Cenab-ı Hak ruhlara, ''İzzetim ve celalim hakkı için her ruh kendi cesedine girsin'', diye emir verir. Bu emir üzerine bütün ruhlar kendi cesetlerine derhal girerler. Tıpkı bir kimseyi yılan soktuğu zaman zehiri bütün cesedine yayıldığı gibi. Sonra gökten yağmur yağarak kabirler bir anda yarılır. İnsanlar, bitkilerin yerden nasıl çıktıkları gibi yerlerinden çıkarlar.



İnsan ölüp toprağa verildiğinde kuyurk sokumundan başka heryeri çürür, ancak kuruk sokumu çürümez. İnsan kıyamet günü bu çürümeyen kısımdan tekrar meydana gelir. Ebu Hureyre'den rivayet edilen hadis-i şerifte Resulallah (sav) şöyle buyurmuştur ki:


-Adem oğlunun her tarafı toprakta çürür. Ancak kuyruk sokumu…

KIYAMET

Kıyamet ne zaman kopacak?
Kıyamet demek dünyanın sonu demektir... Yalnız dünyanın mı? Dünya gibi diğer yaratıkların mesela güneş, ay, yıldızlar ve diğer gezegenler gibi varlıklarının da sonu gelmesi, çalışamaz hale dönüşmesi demektir.
Şurası bir gerçektir ki, dünya dahil, bütün bunların tümüne birden kainat adı verilir.
Yerin, göğün, güneşin, ayın, diğer yıldızların hulasa mükevvenat namında ne varsa, bütün bu varlıkların sonunun gelmesi, yıkılıp mahvolması kıyamet demektir.
Şu halde gök yıkılacak... Yer yok olacak... Dağlar dümdüz kesilecek...
Güneş sönecek. Ay ve diğer gezegenler fonksiyonlarını kaybedecek... Bütün bunların faaliyetleri duracak...


Neden mi?Yukarıda geçmişti... Çünkü insan varlığı gibi bu varlıklarında bir ömrü bir eceli (yaşama süresi) vardır. Ne kadar yaşayacakları, vazifelerini ne zamana kadar icra edecekleri Allah katında bellidir. Cenab-ı Hak bunları da tıpkı insanlarda olduğu gibi bir yaşama ve çalışma süresi tanımıştır. İşte o sıra dolar dolmaz hepsinin faaliye…

NAMAZ

Namaz, İslam dininin olmazsa olmaz 5 ibadetinden biridir ve en önemlisidir. '' Namaz dinin direğidir.'' Namaz, kelime-i tevhidten sonra İslam dininin en mühim en önemli şartıdır. Namaz insanın nurudur, dinin direğidir. Allah şöyle buyuruyor:


Şüphesiz namaz, mü'minlere muayyen vakitlerde farz kılınmıştır.

Allah Resulü de şöyle buyuruyor:

Allah beş vakit namazı kullara farz kılmıştır. Onları eda edip haklarını küçümsemek gayesi ile onlardan bir şey kaybetmeyen kimse için haktır ki, Allah onu cennete götürsün.


Resulullah (SAV) namazı terk eden kimsenin hakkında şöyle buyuruyor:

Namazı olmayan kimsenin İslam'da payı yoktur. 


Şunu bilmemiz lazımdır ki, Namaz kılmaktan maksat kalbin, Allah'ın azamet ve yüceliğini bilip, onu her zaman hatırlamaktır. Ve dolayısıyla verdiği emir ve nehiylerin yanında durmaktır. Kur'an-ı Kerim de buna işareten şöyle buyuruyor:


''Şüphesiz namaz, fuhuş ve münkeri önler.'' Gaflet ile kılınan namaz, sahibine fayda vermediği…